Ana içeriğe atla

Ozanların piri Aşık Veysel

aşık veysel ile ilgili görsel sonucu

Gönülden selamlar herkese;
aşık veysel ile ilgili görsel sonucu
Bugün ne yazsam diye düşünürken ünlü halk ozanımız Aşık Veysel geldi aklıma. Aşıklık geleneğinin en önemli temsilcilerinden olan Rahmetli üstadımız Aşık Veysel'i anmadan geçmeyelim dedim. Türküler,Türkiye de yaşayan herkesin tarzı ne olursa olsun muhakkak sevdiği bir müzik tarzıdır diye düşünmekteyim. Esasen bir müzik tarzı olarak nitelendirmek ne kadar doğru olur bilemem. Türküler bizim özümüzdür,kökümüzdür,birliğin,kardeşliğin,aşkın,hasretin,sevdanın,vuslatın,sılanın,aklımıza gelen her şeyin en güzel şekilde anlatıldığı deyişlerdir. Ve Aşık Veysel türkülerin tamda kalbindedir. Ruhu şad olsun,ruhuna birer fatiha olsun bizlerden. Böylesine kıymetli değerleri unutmayalım,unutturmayalım...
aşık veysel ile ilgili görsel sonucu
Aşık Veysel kimdir şöyle bir bakalım;
Veysel Şatıroğlu veya lakabı ile Âşık Veysel (d. 25 Ekim 1894; ŞarkışlaSivas - ö. 21 Mart 1973; SivrialanSivas), Türk halk ozanı. Avşar boyunun Şatırlı obasına mensuptur.
Aşık Veysel Şatıroğlu, 1894 yılında Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi.Annesi Gülizar, babası "Karaca" lakaplı Ahmet adında bir çiftçiydi.Veysel'in iki kız kardeşi, yörede yaygınlaşan çiçek hastalığına yakalanarak yaşamlarını yitirdi.Ardından Veysel de yedi yaşında aynı hastalıktan dolayı iki gözünü de kaybetti.Kendi anlatımına göre:
Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeye gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kayarak düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe .yakalanmıştım... Çiçek zorlu geldi. Sol gözüme çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bugündür dünya başıma zindan.
Babasının, Âşık Veysel'e oyalanması için aldığı bağlamayla önce başka ozanların türkülerini çalmaya başladı. 1930 yılında Sivas Maarif Müdürlüğü olarak görev yapan Ahmet Kutsi Tecer ile Kutsi Bey tarafından düzenlenen bir şairler gecesinde tanıştı. Kutsi Bey tarafından verilen destek ile birçok ili dolaşmaya başladı.
Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Âşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri'nde saz hocalığı yaptı. 1965 yılında özel kanunla maaş bağlandı. 1970'li yıllarda Selda Bağcan, Gülden Karaböcek, Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Afşar gibi bazı müzisyenler Âşık Veysel'in deyişlerini düzenleyerek yaygınlaşmasını sağladı. Şarkışla'da her yıl adına şenlikler yapılır.
Eserlerinde Türkçe'si yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içeydi. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de vardır. Şiirleri, Deyişler (1944), Sazımdan Sesler (1950), Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimli kitaplarında toplandı.1973 yılında akciğer kanseri sonucunda vefat etti. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlandı.
(kaynak: vikipedi)
İlgili resim


Yorumlar

  1. Babam rahmetli ile tanışmış türkülerini dinlemiştir hep anlatır. Şarkışlalı dır babacığım. Onun eserleri bambaşka hele Atatürk için yazdığı şarkı harika. Ikincisi ise toprak şarkısı Tarkan'da güzel seslendirmişti sonuçta Tarkan'nın anneside Sivaslı. Sevgiler Berikacım beni nerelere götürdün.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel yazmışsın dostum yüreğine sağlık... Aşık Veysel gibi bi hemşehrin olduğu için çok şanslısın :) Sevgiler...

      Sil
  2. Birgun de Neset ertas, Muharrem Eratasi konuk etmeni isterim.. Cok buyuk ustadlar hepsi de. Yazdiklari soyledikleri çaldıkları hepsi ayri bir tat. Onlarin yerini kimse tutamaz ama umarim onlar gibi olan soyleyen calan, birileri cikar

    YanıtlaSil
  3. Ali Ekber Çiçek de unutulmazlar arasında olmalı sanırım. Hepsi yürekli ozanlardı.

    YanıtlaSil
  4. Güzel blogunuzu yeni keşfettim ama artık takipteyim, bize de bekleriz...

    http://hedefbodrum.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İYİ Kİ VARSIN

''Dikkat! Bu post öneri içerir''
Eğer sevgiliniz veya eşiniz için el emeği bir sürpriz

hazırlamak istiyorsanız lütfen youtube kanalıma 

yüklediğim bu videoyu izleyin :)

İyi ki varsın dediğiniz her kim varsa ömür boyu 

yanınızda olması dileklerimle...

Tek bir cümle içinde ne çok şey barındırır. “iyi ki varsın” demek, “sayende” demektir; şükretmek, teşekkür etmektir.

bir dilektir aynı zamanda, “iyi ki varsın”. tek bir dilek: var olanın, hep olmasını istemektir. “iyi ki varsın”, “tamam” demektir.

artık aramayı bırakabileceğini bilmek, her şeyin artık yerli yerinde olduğunu anlamaktır. tamamlanmış hissedebilmektir. “güvendeyim” demektir, iyi ki varsın.

birine, tüm şeffaflığınla, bin-bir rengini gösterebilmektir.

başını yaslayacağın yeri bulmanın rahatlığıyla emin olmak; “o varsa, bana kolay kolay bir şey olmaz” demektir.

üstüne üstlük, “her şey seninle daha bi’ güzel”dir, iyi ki varsın.

o varsa, hiçbir an sıradan olamaz, bilmektir. “sana ihtiyacım var” demektir.

bağlılıktır. mecburiyet…

Bir Şair Padişah II.Murad/Muradi

Daha önceki yazılarımda hem cihan hükümdarı olup hemde şair ruhlu olan padişahlardan bahsetmiştim onlara erişmek isterseniz Fatih Sultan Mehmed Han ve Kanuni Sultan Süleyman  tıklayınız ;)

Şimdi ise 2.Murad Han, Muradi mahlası ile karşımızda.Birazcık naçizane bilgi vereyim istedim...

"Gerçi kim haddüm degüldür bûseni kılmak dilek
Ârif olan çün bilür anı ne lâzım söylemek"

Muradî

Osmanlının 6. Padişahı, şair, Muradî mahlasıyla şiirler yazmış. Doğumu Amasya 1404, Ölümü Edirne 3 Şubat 1451. Babası Çelebi Mehmed, annesi Dulkadiroğulları Beyliği'nden Suli Bey'in kizi Emine Hatun'dur. Bazı kaynaklar annesinin Amasyalı Divittar Ahmed Paşa'nın kızı Şehzade Hatun olabileceğini de belirtirler. (Ak, Coşkun, a.g.e, 49)

Mevlevî tarikatına mensup, hattat bir şair olan Sultan II. Murad, saza, söze ve eğlenceye düşkündü. Türk musikisine önemli hizmetleri olmuştur. 

Kalem ve kılıç; her ikisi de onun zamanında çok kıymetliydi. Döneminde Arapça ve Farsça'dan önemli eserler Türkçe&…

Yapayalnız öldükten sonra cesedi kadavra yapılan yazar: Ömer Seyfettin

Türk Edebiyatı'nın unutulmaz isimlerinden Ömer Seyfettin'in cenazesine kimse sahip çıkmayınca, ünlü yazar kadavra yapıldı.
Türk Edebiyatı'nın önemli isimlerinden olan Ömer Seyfettin, aynı zamanda edebiyatın en çok okunan yazarlarından. Yalnızca 36 sene yaşayan yazar, aynı zamanda Türk Edebiyatı'na çok sayıda eser kazandırmıştır;ancak ünlü yazarın hikayesi ne yazık ki edebiyata kazandırdığı eserler kadar parlak sonlanmamıştır. 
23 Şubat 1920'de şeker hastalığı nedeniyle kaldırıldığı Haydarpaşa Hastanesi'nde 6 Mart'ta son nefesini verdi. Şeker hastalığından habersizdi Kadıköy dolaylarındaki kiralık evinde yalnız yaşayan Ömer Seyfettin'in yakalandığı şeker hastalığından ne kendisinin ne de doktorların haberi vardı. Şeker hastalığının günümüzdeki kadar yaygın olmadığı o dönemde, tedavi yöntemleri de yeterince gelişmemişti. Ünlü yazar yemek yiyemiyor, günden güne zayıflıyordu; onunla yalnızca en yakın arkadaşı Ali Canip ilgileniyordu. Doktor tavsiyesiyle bol…