Ana içeriğe atla

Bir Şair Padişah II.Mustafa /Meftuni-İkbali

“Aldın bu kadar halkı cihanın yükünü ah !..
İşte bu measi ile iş hayli dumandır !..”


II. Mustafa (Osmanlı Türkçesi: مصطفى ثانى Muṣṭafā-yi sānī; 6 Şubat 1664,İstanbul – 29 Aralık 1703), lâkabı Gazi, Divan Edebiyatı'ndaki adıyla İkbâlî; 22.Osmanlı padişahı ve 101. İslam halifesidir.

Babası Sultan IV. Mehmed, annesi Emetullah Râbi'a Gülnûş Sultan'dır. Annesi Giritlidir. Kuvvetli bir ilim tahsili yaptı. Tahta geçtiğinin üçüncü günü yapacağı işleri anlatan bir hatt-ı hümayun yayınladı. Yazısında:
 ‘Cenâb-ı Hak, bu âciz, bu günahkâr kuluna bir cihân pâdişâhlığı ihsân etti. Pâdişâhların hangisi zevk ve sefâya; kendi nefsinin râhatına düşmüş ise, eli altındaki memleketlerinin ve tebaasının huzûru ve râhatı kaçmıştır. Biz, bugünden zevki ve sefâyı kendimize haram kıldık. Düşmana karşı ceddim (Kânûnî) Sultan Süleymân gibi kendim sefere çıkmaya kat’î niyet ettim. Sizler ki vezîriâzamım, vüzerâ, ulemâ, vükelâ ve ocak ağalarısınız, cümleniz bir yere gelip, bu hatt-ı hümâyûnumu okuyup düşününüz, gazâya gitmem mi makbul, yoksa Edirne’de oturup, kalmamız mı münâsip’ Din ve devlet ve halka hangisi faydalı, Allah için söyleşüp, doğruyu bana bildiriniz vesselâm…’ buyurarak vazîfeye başladı. 



Yine vezirlerinden birine yazmış olduğu yazı şöyledir:


Bana ağırlık ve hazine lâzım değil. Yerine göre kuru ekmek yerim. Vücudumu din uğruna harcarım. Sıkıntının her çeşidine sabrederim. Milletime hizmet tamam olmadıkça, seferden dönmem. Elbette sefere bizzat kendim giderim.

Şiir yazan ve şiire önem veren bir Padişahtı. Fakat, şiirleri ile bir Divan oluşturamadı. Şiirleri bu yüzden, tezkireler, tarih ve bazı mecmualarda bulunmaktadır. İkbalî veya Meftunî mahlasını kullanmıştır.


"Allahu rabbi lâ-yezâl yâ vâhidü yâ zü'l-celâl
Ey pâdişâh-ı bîzevâl yessir lenâ hayrü'l-umûr
Vakt-i seherde dâdımuz arşa çıkar feryâdımuz
Cürm ü hatâ mu'tadımuz yessir lenâ hayrü'l-umûr
Senden irişmezse âmân olur kamu işler yamân
Yâ sâhib-i kevn ü mekân yessir lenâ hayrü'l-umûr
Yâ Hâlik-i hayrü'l-enâm olsun habîbüne selâm
Budur hulûs üzre kelâm yessir lenâ hayrü'l-umûr
İkbâlî âsîdür garîb lutfundan itme bînasîb
Yâ Bakî vü Hayy ü Mûcîb yessir lenâ hayrü'l-umûr



II. Mustafa
İslâm Halifesi
İki Kutsal Caminin Hizmetkârı
Mustafa II by John Young.jpg
22. Osmanlı Padişahı
Hüküm süresi6 Şubat 1695 – 22 Ağustos 1703
Önce gelenII. Ahmed
Sonra gelenIII. Ahmed
HanedanOsmanlı Hanedanı
BabasıIV. Mehmed
AnnesiEmetullah Râbi'a Gülnûş Sultan
Doğum6 Şubat 1664
İstanbul
Ölüm29 Aralık 1703 (39 yaşında)
İstanbul
DiniSünni İslam
İmza
"Başımuzdan hiç hevâ-yı zülf-i yâr eksük değül
Mürtefi yerdür anunçün ruzgâr eksük değül"


Yorumlar

  1. Berika emeğine kalemine sağlık sayende padişahlarımızı daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Doktor Hayat kardeşim.Vesile oluyorsam ne mutlu bana

      Sil
  2. Kalemine sağlık :) Şair padişahlar yazı dizisi ile padişahlarımızın bilinmeyen ince yönlerini öğrenmiş oluyoruz. Sadece yönetici taraflarını görürsek tarihimize büyük haksızlık etmiş oluruz. Tekrardan emeğine sağlık, güzel yazılarına devam et ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok teşekkür ederim.Olumlu tepkiler almaktan dolayi cok mutluyum.Tarih her seyiyle bir butundur.Gecmisimizi unutmamak gerek :) Allah'a emanet..

      Sil
  3. Merhaba blogunuz çok güzel, tebrik ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elif Hanım çok teşekkür ederim,cok sevindim begenmenize :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İYİ Kİ VARSIN

''Dikkat! Bu post öneri içerir''
Eğer sevgiliniz veya eşiniz için el emeği bir sürpriz

hazırlamak istiyorsanız lütfen youtube kanalıma 

yüklediğim bu videoyu izleyin :)

İyi ki varsın dediğiniz her kim varsa ömür boyu 

yanınızda olması dileklerimle...

Tek bir cümle içinde ne çok şey barındırır. “iyi ki varsın” demek, “sayende” demektir; şükretmek, teşekkür etmektir.

bir dilektir aynı zamanda, “iyi ki varsın”. tek bir dilek: var olanın, hep olmasını istemektir. “iyi ki varsın”, “tamam” demektir.

artık aramayı bırakabileceğini bilmek, her şeyin artık yerli yerinde olduğunu anlamaktır. tamamlanmış hissedebilmektir. “güvendeyim” demektir, iyi ki varsın.

birine, tüm şeffaflığınla, bin-bir rengini gösterebilmektir.

başını yaslayacağın yeri bulmanın rahatlığıyla emin olmak; “o varsa, bana kolay kolay bir şey olmaz” demektir.

üstüne üstlük, “her şey seninle daha bi’ güzel”dir, iyi ki varsın.

o varsa, hiçbir an sıradan olamaz, bilmektir. “sana ihtiyacım var” demektir.

bağlılıktır. mecburiyet…

Bir Şair Padişah II.Murad/Muradi

Daha önceki yazılarımda hem cihan hükümdarı olup hemde şair ruhlu olan padişahlardan bahsetmiştim onlara erişmek isterseniz Fatih Sultan Mehmed Han ve Kanuni Sultan Süleyman  tıklayınız ;)

Şimdi ise 2.Murad Han, Muradi mahlası ile karşımızda.Birazcık naçizane bilgi vereyim istedim...

"Gerçi kim haddüm degüldür bûseni kılmak dilek
Ârif olan çün bilür anı ne lâzım söylemek"

Muradî

Osmanlının 6. Padişahı, şair, Muradî mahlasıyla şiirler yazmış. Doğumu Amasya 1404, Ölümü Edirne 3 Şubat 1451. Babası Çelebi Mehmed, annesi Dulkadiroğulları Beyliği'nden Suli Bey'in kizi Emine Hatun'dur. Bazı kaynaklar annesinin Amasyalı Divittar Ahmed Paşa'nın kızı Şehzade Hatun olabileceğini de belirtirler. (Ak, Coşkun, a.g.e, 49)

Mevlevî tarikatına mensup, hattat bir şair olan Sultan II. Murad, saza, söze ve eğlenceye düşkündü. Türk musikisine önemli hizmetleri olmuştur. 

Kalem ve kılıç; her ikisi de onun zamanında çok kıymetliydi. Döneminde Arapça ve Farsça'dan önemli eserler Türkçe&…

Yapayalnız öldükten sonra cesedi kadavra yapılan yazar: Ömer Seyfettin

Türk Edebiyatı'nın unutulmaz isimlerinden Ömer Seyfettin'in cenazesine kimse sahip çıkmayınca, ünlü yazar kadavra yapıldı.
Türk Edebiyatı'nın önemli isimlerinden olan Ömer Seyfettin, aynı zamanda edebiyatın en çok okunan yazarlarından. Yalnızca 36 sene yaşayan yazar, aynı zamanda Türk Edebiyatı'na çok sayıda eser kazandırmıştır;ancak ünlü yazarın hikayesi ne yazık ki edebiyata kazandırdığı eserler kadar parlak sonlanmamıştır. 
23 Şubat 1920'de şeker hastalığı nedeniyle kaldırıldığı Haydarpaşa Hastanesi'nde 6 Mart'ta son nefesini verdi. Şeker hastalığından habersizdi Kadıköy dolaylarındaki kiralık evinde yalnız yaşayan Ömer Seyfettin'in yakalandığı şeker hastalığından ne kendisinin ne de doktorların haberi vardı. Şeker hastalığının günümüzdeki kadar yaygın olmadığı o dönemde, tedavi yöntemleri de yeterince gelişmemişti. Ünlü yazar yemek yiyemiyor, günden güne zayıflıyordu; onunla yalnızca en yakın arkadaşı Ali Canip ilgileniyordu. Doktor tavsiyesiyle bol…