Ana içeriğe atla

Salkım Söğüt


Demirden korkuluklari olan kucucuk kare pencereden disariya,ozgurluge acilan bir kapi vardi sanki.Mehmet Bey 20 yillik mahkumiyetinin yavas yavas sonuna geliyordu.Her sabah uyandiginda,mutemadiyen gozlerini kapatip  hapishanenin bahcesinde nazli bir gelin gibi duran,dallari gelinin duvagini animsatircasina yerlere kadar uzanan  söğüt agacini seyrederdi.Bir gün koğuşa yeni düşmüş bir mahkum sordu Mehmet Beye; agam sen boyle gozlerini kapatmis ne yapiyorsun saatlerdir?
Herkes biliyordu,alışmışlardı Mehmet Bey'in bu haline...Gözlerini açıp Cevapladı Mehmet Bey:Bak şurada tam karşida bir Salkım söğüt ağacı var.Görüyor musun?
Hayır goremiyorum orada hic bir şey yok sadece koca bir duvar ve onun önünde volta atan bir kaç mahkum var diye yanıtladı genç adam.
Şaşkınlığı yüzünden okunan gence şöyle bir tebessüm etti ve elini omzuna attı Mehmet Bey...Anlatmaya başladı,
Bak evlat ben buraya düşeli tam 20 yıl oldu.Geldiğim ilk günlerde çok umutsuz,karamsar ve bir hayli üzgündüm hele bir de bu koğuşun kasvetli havasıda eklenince adeta ucu bucağı olmayan bir girdabın içindeymişim gibi hissediyordum kendimi.Bir süre insanları seyrettim ama anladım ki onları seyretmek beni daha da kötü bir hâlet-i ruhiye içine
Sokuyor...Zaman sonra bu küçück pencereden disariyi izlemeye başladım,gökyüzünden buraya değen güneş ışınları,umut ışığı olmaya başladı bana.Şu duvarın ardında, Semâda  salınan bir uçurtma gördüm,uçmak istedim sonsuza...İmkansız olduğunu biliyordum ama insanin hayallerinde imkansiza yer yoktu.Hayallerimde bu hapishanenin bahcesine bir salk söğüt ağacı diktim,büyüttüm ve yeşerttim...Şimdi onun dallarında binbir ceşit kuş ucuşuyor,günes ışığı vurdukça ağaca,renkli renkli kuşların kanatları nasılda ışıldıyor bir görsen...Benden sana bir tavsiye eğer içinde biraz olsun
İyilik ve umut varsa buraya düştün diye derde düşme sende içinde bir Salkım söğüt yetiştir...Şimdi daha iyi anlamıştı genç adam.Geçti yatagına uzattı ayaklarını ve yumdu gözlerini içinde bir salkım söğüt yeşertmek için...
                       04.05.2015

Yorumlar

  1. Emeğine Sağlık Berika
    En Umutsuz anların bile ilacıdır Hayaller.
    Umutlarımızın ve Hayallerimizin bitmediği bir dünya için...
    Saygılarımla

    YanıtlaSil
  2. Ellerine sağlık.Öyle hoş şeyler yazıyorsun ki hepsi yüreğine dokunuyor insanın

    YanıtlaSil
  3. Umut iyi bir kahvaltı , fakat fena bir akşam yemeğidir. sözü geliyor aklıma umutla hayata tutunan milyonlarca insana selam olsun. Mehmet bey umudunu ne güzel yansıtmış

    YanıtlaSil
  4. Ne kadar güzel bir hikaye.İnsan;içinde deryaların olduğunu,ama çok da farketmediğini,bazen hiç çabalamadığını bildiğimiz değerli bir varlıktır.Yazdığınız öyküyü okuduktan sonra,birbirimize ummadık zamanlarda ve farketmeden de yardımcı olabileceğimizi anladım.Hayat bana bazen cilveler yapsa da bunları sevdiğimi ve başıma gelen şeylerle daha da güçlendiğimi anlıyordum.AMA...HEMEN GÖZLERİMİ KAPATIP,YOĞUN BİR İSTEKLE İÇİME BİR SALKIM SÖĞÜT DİKMEYE BAŞLIYORUM..SAĞOL BERİKA.Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  5. Böylesine güzel yorumları okumak beni çok mutlu ediyor.Cok tesekkur ediyorum.Yureklere dokunabildiysem ne mutlu bana...

    YanıtlaSil
  6. Çok güzel olmuş. Yüreğine sağlık!

    YanıtlaSil
  7. Çok güzel.. Dilerim senin içindeki söğüt de hep yemyeşil kalır...

    YanıtlaSil
  8. Çok çok güzel... Okuyan herkesin içinde söğütler yeşeriyor :) Ellerine, hayallerine sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay teşekkür ediyorum tatlım.Yorum yazan ellerin dert görmesin ☺

      Sil
  9. Çok güzel olmuş :)
    Blogunuzu blog keşif etkinliği sayesinde keşfettim yazılarınız gerçekten çok hoş :) Bu da benim blogum gelirseniz sevinirim :)
    http://koredelisiyiz-biz.blogspot.com

    YanıtlaSil
  10. Çok güzel bir öykü... Umut ve hayallerdir insanı ayakta tutan... Sevgiler...

    YanıtlaSil
  11. Selam,
    Etkinlik için tamamdır bu yazı. Nice paylaşımlar dileği ile...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İYİ Kİ VARSIN

''Dikkat! Bu post öneri içerir''
Eğer sevgiliniz veya eşiniz için el emeği bir sürpriz

hazırlamak istiyorsanız lütfen youtube kanalıma 

yüklediğim bu videoyu izleyin :)

İyi ki varsın dediğiniz her kim varsa ömür boyu 

yanınızda olması dileklerimle...

Tek bir cümle içinde ne çok şey barındırır. “iyi ki varsın” demek, “sayende” demektir; şükretmek, teşekkür etmektir.

bir dilektir aynı zamanda, “iyi ki varsın”. tek bir dilek: var olanın, hep olmasını istemektir. “iyi ki varsın”, “tamam” demektir.

artık aramayı bırakabileceğini bilmek, her şeyin artık yerli yerinde olduğunu anlamaktır. tamamlanmış hissedebilmektir. “güvendeyim” demektir, iyi ki varsın.

birine, tüm şeffaflığınla, bin-bir rengini gösterebilmektir.

başını yaslayacağın yeri bulmanın rahatlığıyla emin olmak; “o varsa, bana kolay kolay bir şey olmaz” demektir.

üstüne üstlük, “her şey seninle daha bi’ güzel”dir, iyi ki varsın.

o varsa, hiçbir an sıradan olamaz, bilmektir. “sana ihtiyacım var” demektir.

bağlılıktır. mecburiyet…

Bir Şair Padişah II.Murad/Muradi

Daha önceki yazılarımda hem cihan hükümdarı olup hemde şair ruhlu olan padişahlardan bahsetmiştim onlara erişmek isterseniz Fatih Sultan Mehmed Han ve Kanuni Sultan Süleyman  tıklayınız ;)

Şimdi ise 2.Murad Han, Muradi mahlası ile karşımızda.Birazcık naçizane bilgi vereyim istedim...

"Gerçi kim haddüm degüldür bûseni kılmak dilek
Ârif olan çün bilür anı ne lâzım söylemek"

Muradî

Osmanlının 6. Padişahı, şair, Muradî mahlasıyla şiirler yazmış. Doğumu Amasya 1404, Ölümü Edirne 3 Şubat 1451. Babası Çelebi Mehmed, annesi Dulkadiroğulları Beyliği'nden Suli Bey'in kizi Emine Hatun'dur. Bazı kaynaklar annesinin Amasyalı Divittar Ahmed Paşa'nın kızı Şehzade Hatun olabileceğini de belirtirler. (Ak, Coşkun, a.g.e, 49)

Mevlevî tarikatına mensup, hattat bir şair olan Sultan II. Murad, saza, söze ve eğlenceye düşkündü. Türk musikisine önemli hizmetleri olmuştur. 

Kalem ve kılıç; her ikisi de onun zamanında çok kıymetliydi. Döneminde Arapça ve Farsça'dan önemli eserler Türkçe&…

Yapayalnız öldükten sonra cesedi kadavra yapılan yazar: Ömer Seyfettin

Türk Edebiyatı'nın unutulmaz isimlerinden Ömer Seyfettin'in cenazesine kimse sahip çıkmayınca, ünlü yazar kadavra yapıldı.
Türk Edebiyatı'nın önemli isimlerinden olan Ömer Seyfettin, aynı zamanda edebiyatın en çok okunan yazarlarından. Yalnızca 36 sene yaşayan yazar, aynı zamanda Türk Edebiyatı'na çok sayıda eser kazandırmıştır;ancak ünlü yazarın hikayesi ne yazık ki edebiyata kazandırdığı eserler kadar parlak sonlanmamıştır. 
23 Şubat 1920'de şeker hastalığı nedeniyle kaldırıldığı Haydarpaşa Hastanesi'nde 6 Mart'ta son nefesini verdi. Şeker hastalığından habersizdi Kadıköy dolaylarındaki kiralık evinde yalnız yaşayan Ömer Seyfettin'in yakalandığı şeker hastalığından ne kendisinin ne de doktorların haberi vardı. Şeker hastalığının günümüzdeki kadar yaygın olmadığı o dönemde, tedavi yöntemleri de yeterince gelişmemişti. Ünlü yazar yemek yiyemiyor, günden güne zayıflıyordu; onunla yalnızca en yakın arkadaşı Ali Canip ilgileniyordu. Doktor tavsiyesiyle bol…