Ana içeriğe atla

Masalsı...

Zamanın birinde, çok uzak bir kentte,güzel mi güzel bir kız yasarmış.Ama bu güzel kızın diğer insanların tabiriyle bir "kusuru" varmış. (Tabi buna kusur denmez ama neyse) Konuşamıyormuş...Diğer insanlar buna kusur desede güzel kız bunu asla kusur olarak görmüyormuş ve halinden gayet memnunmuş.Çünkü o konuşarak yapılacak bütün hataları yapmıyor olmaktan dolayı kendini şanslı sayıyormuş.Ne konuştuklarıyla birinin kalbini kırıyor ne de birisinin arkasından konuşarak ona ihanet ediyormuş...Herkes konuşur o susarmış diğerleri onun haline çok üzülürmüş ama kimse bilmezmis ki onun en kıymetli özelliği yazıyor olmasıymış.Kalpten dile dökemediklerini kağıda döker, zaman zaman hiç durmadan yazarmış...Yazmak onu öyle rahatlatırmış ki, kimi zaman dünyanın en iyi psikologları ile terapi yapmışçasına hafifliyormuş...
İşin aslı ne biliyor musunuz? Zamanın biri diye bir zaman dilimi yok onu ben uydurdum.Uzak bir kent mi? Orası da neresi? Güzel mi güzel bir kız? Hayırdır canım sen??? Kusur...Evet çok kusurluyum...Bunlardan birisi konuşmak olabiliyor zaman zaman.Az evvel masallaştırmaya çalıştığım o güzel kız gibi konuşamamak iyi oluyor bazen...
Ben öyle yapıyorum,susuyorum ve sadece yazıyorum...İnanın karşımızdakine veya hayata karşı bir çok anlatmak istediğimiz şeyi haykırırcasına söylemekten daha evlâdır...



(25.02.2015)

Yorumlar

  1. Masallar güzeldir. Sessiz çığlıklar bazen daha çok yankı bulur. Başarılar.

    YanıtlaSil
  2. bu harika biir yazı , kuzey patikasında görünüp doğuya doğru yürümüş .

    YanıtlaSil
  3. Çok harika ve mânidar,öykü tadında bir yazı olmuş...
    Canım benim,bence de kalemi hiç bırakma.Sevgiler...

    YanıtlaSil
  4. Bir yere varamadik. Devam yazisi icin bekliyoruz masallarin bir finali olmasi lazim

    YanıtlaSil
  5. Hakikaten oyle. Hatta bazen konusarak anlatamadiklarini yazarak daha iyi anlatiyorsun.

    YanıtlaSil
  6. Ne güzel , elinize sağlık. Her şey masaldır.

    YanıtlaSil
  7. bizimkisi sessiz çığlık cnm..duymak ve yahut anlamak isteyene....gelsin tüm cümlelerimiz...

    YanıtlaSil
  8. Ne güzel bir hikaye:) Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  9. Eline sağlık.Gerçekten keyif alarak okuduğum nadir yazılardan biri...Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  10. Dilin kemiği yoktur ya o yüzden konuşmak bazen aleyhimize olabiliyor. Sonrasında pişmanlıklar, keşkeler geliyor. En iyisi susmak. Sen sus ki; gözlerin konuşsun :))

    YanıtlaSil
  11. Merhaba benim böyle bir etkinliğim var katılır ve duyurursanız çok sevinirim =)
    http://manolyadan.blogspot.com.tr/2015/04/kitap-okuma-etkinligi.html

    YanıtlaSil
  12. Yazına bayıldım ve seni hemen takibe aldım :) Benim de bir bloğum var.Ziyaret edip takibe alırsan sevinirim :) : http://ataleofbeauty.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  13. Çok teşekkür ederim.Güzellik gören gözde,anlayan kalptedir

    YanıtlaSil
  14. Çok imrendim, keşke konuşmasam da yazabilsem :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konuşmakta güzeldir,yazabilmekte...Sevgiler :-)

      Sil
    2. Evet yapabilene ikisi de güzel :) http://korefenomeni.blogspot.com.tr/ bloguma beklerim, özellikle yorumlarınızı, görüşlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim, yeni başladığım için yön verici olacaktır.. görüşmek üzere..

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İYİ Kİ VARSIN

''Dikkat! Bu post öneri içerir''
Eğer sevgiliniz veya eşiniz için el emeği bir sürpriz

hazırlamak istiyorsanız lütfen youtube kanalıma 

yüklediğim bu videoyu izleyin :)

İyi ki varsın dediğiniz her kim varsa ömür boyu 

yanınızda olması dileklerimle...

Tek bir cümle içinde ne çok şey barındırır. “iyi ki varsın” demek, “sayende” demektir; şükretmek, teşekkür etmektir.

bir dilektir aynı zamanda, “iyi ki varsın”. tek bir dilek: var olanın, hep olmasını istemektir. “iyi ki varsın”, “tamam” demektir.

artık aramayı bırakabileceğini bilmek, her şeyin artık yerli yerinde olduğunu anlamaktır. tamamlanmış hissedebilmektir. “güvendeyim” demektir, iyi ki varsın.

birine, tüm şeffaflığınla, bin-bir rengini gösterebilmektir.

başını yaslayacağın yeri bulmanın rahatlığıyla emin olmak; “o varsa, bana kolay kolay bir şey olmaz” demektir.

üstüne üstlük, “her şey seninle daha bi’ güzel”dir, iyi ki varsın.

o varsa, hiçbir an sıradan olamaz, bilmektir. “sana ihtiyacım var” demektir.

bağlılıktır. mecburiyet…

Bir Şair Padişah II.Murad/Muradi

Daha önceki yazılarımda hem cihan hükümdarı olup hemde şair ruhlu olan padişahlardan bahsetmiştim onlara erişmek isterseniz Fatih Sultan Mehmed Han ve Kanuni Sultan Süleyman  tıklayınız ;)

Şimdi ise 2.Murad Han, Muradi mahlası ile karşımızda.Birazcık naçizane bilgi vereyim istedim...

"Gerçi kim haddüm degüldür bûseni kılmak dilek
Ârif olan çün bilür anı ne lâzım söylemek"

Muradî

Osmanlının 6. Padişahı, şair, Muradî mahlasıyla şiirler yazmış. Doğumu Amasya 1404, Ölümü Edirne 3 Şubat 1451. Babası Çelebi Mehmed, annesi Dulkadiroğulları Beyliği'nden Suli Bey'in kizi Emine Hatun'dur. Bazı kaynaklar annesinin Amasyalı Divittar Ahmed Paşa'nın kızı Şehzade Hatun olabileceğini de belirtirler. (Ak, Coşkun, a.g.e, 49)

Mevlevî tarikatına mensup, hattat bir şair olan Sultan II. Murad, saza, söze ve eğlenceye düşkündü. Türk musikisine önemli hizmetleri olmuştur. 

Kalem ve kılıç; her ikisi de onun zamanında çok kıymetliydi. Döneminde Arapça ve Farsça'dan önemli eserler Türkçe&…

Yapayalnız öldükten sonra cesedi kadavra yapılan yazar: Ömer Seyfettin

Türk Edebiyatı'nın unutulmaz isimlerinden Ömer Seyfettin'in cenazesine kimse sahip çıkmayınca, ünlü yazar kadavra yapıldı.
Türk Edebiyatı'nın önemli isimlerinden olan Ömer Seyfettin, aynı zamanda edebiyatın en çok okunan yazarlarından. Yalnızca 36 sene yaşayan yazar, aynı zamanda Türk Edebiyatı'na çok sayıda eser kazandırmıştır;ancak ünlü yazarın hikayesi ne yazık ki edebiyata kazandırdığı eserler kadar parlak sonlanmamıştır. 
23 Şubat 1920'de şeker hastalığı nedeniyle kaldırıldığı Haydarpaşa Hastanesi'nde 6 Mart'ta son nefesini verdi. Şeker hastalığından habersizdi Kadıköy dolaylarındaki kiralık evinde yalnız yaşayan Ömer Seyfettin'in yakalandığı şeker hastalığından ne kendisinin ne de doktorların haberi vardı. Şeker hastalığının günümüzdeki kadar yaygın olmadığı o dönemde, tedavi yöntemleri de yeterince gelişmemişti. Ünlü yazar yemek yiyemiyor, günden güne zayıflıyordu; onunla yalnızca en yakın arkadaşı Ali Canip ilgileniyordu. Doktor tavsiyesiyle bol…