Bir şair padişah Fatih Sultan Mehmed Han(Avnî)

07:24:00

30 Mart 1432 tarihinde doğan Fatih Sultan Mehmed, II. Murad ile Hüma Hatun´un oğludur. 

İyi bir eğitimden geçen II. Mehmed 1443´te Manisa sancakbeyliğine gönderildi. Kardeşi Alâeddin Çelebi´nin aynı yıl ölmesiyle tahtın varisi oldu. 1444 -1446 yıllarında hükümdarlık tahtına oturduğunda babası II. Murad, Manisa´da dinlenmekteydi. Yeniçerilerin ayaklanması ve Halil Paşa´nın ısrarıyla yeniden tahta geçti. II. Mehmed yeniden Manisa´ya sancakbeyi olarak döndü. Buradaki beş yıllık görevinde kültürel ve siyasal ufkunu genişletti. 10 Şubat 1451´de babasının ölümüyle Edirne´ye gelerek 19 Şubat´ta ikinci kez tahta oturdu. 

Fatih´in dış görünüşünü kendisini tanıyan yerli ve yabancı birçok yazar ve sanatkâr tasvir etmiştir. İtalyan Zorzo Dolfin, onun az gülen, çalışkan, zekî, amacına ulaşmada inatçı, kitap okumayı çok seven, araştırmalar ve incelemeler yapan cömert bir insan olduğunu söyler. Neşrî ise Fatih´i, adaletli, yiğit, bilgin, dindar, bilim adamlarını ve erdem sahiplerini koruyan bir kişi olarak tanıtır. Bu özellikleri onun sefere gittiği yerlerden birçok âlim ve sanatçıyı İstanbul´a getirmesine vesile olmuştur. 

Çocukluğundan itibaren bir ilim, şiir ve sanat havzasında yetişmiş ve bu ilgisini hayatının sonuna kadar sürdürmüş olan Fatih Sultan Mehmed, Avnî mahlâsıyla şiirler yazmış, divanı olan ilk Osmanlı padişahıdır. Bütün kaynakların fikir birliğine vardığı nokta; hassas ruhlu, sözüne sadık, âlim ve sanatkârları himaye eden, musikîye ve şiire düşkün bir insan olmasıdır. Gelenekleşen âlim ve şairleri toplayarak sohbet etme adeti II. Mehmed döneminde haftada iki gün yapılmıştır. 

Şiirlerinin incelenmesiyle ortaya çıkan bir başka sonuç da Şirazlı Hafız ve Şeyh Sadi gibi lirik ve didaktik Iran şairlerinin etkisinde kalmış olmasıdır. Gazellerdeki didaktik, öğüt verici ve atasözlerine yakın söyleyişler bu etkiyi daha açık bir şekilde ortaya koymaktadır.



Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana 
Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana 

(Sevgili!) İçimdeki dertler ile, yaş dolu gözlerim senin için ağlayacak olsa, (gönlümdeki) gizli sırlarım (gözyaşlarıma) gâlip gelir ve (sırlar) sana aşikâr olurdu. 

Mesned-i hüsn üzre sen ben hâk-i rehde pâymâl
Mûr hâlin nice arz ede Süleyman'ım sana 

Sen güzellik tahtında (oturuyorsun): bense yolunun toprağında pâymâl (ayaklar altında) kalmışım. Hâl bu iken a Süleyman'ım, sana bir karınca (denli âciz olan) durumumu nasıl arz edeyim? ' Divân edebiyatında Süleyman ihtişâmı; karınca da acziyet ve zayıflığı temsil ettiği için şair de kendini karınca; sevgilisini Süleyman olarak nitelendirmiştir.' 

Şem'i gör kim meclisinde ağlayıp başdan çıkar 
Hoş yanar yıkılır ey şem'-i şebistânım sana 

Muma da bak! Senin (bulunduğun) meclisinde ağlayıp baştan çıkmakta. Ey odamı aydınlatan! O mum senin için ne de hoş yanıp yıkılıyor. 'Mum yanarken, baştaki fitilin kenarlarından ağlıyormuş gibi akar. Şair buna gıpta ediyor ve onu sevgilinin aşkı ile baştan çıkmış veya o uğurda başını vermiş olarak gösteriyor.' 

Subh gibi sâdık olduğum gam-ı aşkında ben 
Gün gibi rûşen durur ey mâh-ı tâbânım sana 

Ey ay gibi parlayan sevgilim! Benin sana karşı, aşkının yolunda sabah kadar sâdık olduğum, (doğrusu) gün gibi âşikârdır. 

Dün rakîbin cevrini men' eyledin ben hastadan 
Eyledi te'sir gûyâ âh u efgânım sana 

Dün rakiplerimin, aşkının hastası olan bana yaptıkları eziyetleri meneyledin. Galiba âh ve feryatlarım sana tesir etmiş! 

Zahm-ı hicrân şerhi çün mümkün değildir dostum 
Sîne-çâkinden haber versin girîbânım sana 

Dostum! Anlaşılan o ki (bağrımdaki) ayrılık yarasının şerh etmek mümkün görünmüyor. (Bari) açık duran şu yakam, (aşkından dolayı) göğsümdeki (şerha şerha olmuş) yarıkları sana göstersin (de insafa gel!) 

Eyleme gönlün gözün cevr ile Avnî'nin harâb 
Dürr ü gevherler verir bu bahr ile kânım sana 

(Sevgilim!) Eziyetlerinle Avnî'nin gözlerini ve gönlünü harap etme! Zira bu deniz (gibi coşkun gözlerim) , sana inciler; bu maden ocağı (gibi gönlüm) de mücevherler sunar.

Kaynak:Antoloji.com

Bunları da Beğenebilirsin

7 yorum

  1. Şiir yazılalı asırlar olmuş ama bügün yazılmış gibi insanı etkiliyor teşekürler

    YanıtlaSil
  2. Lisede edebiyat dersi ve çok sevdiğim edebiyat öğretmenim Lamia hanım aklıma geldi. Ben sevdiğim için belki dersler çok zevkli geçerdi. Şiirleri kelime kelime incelerdik. Bugün dışarıdaydım. Pek tanımadığım biriyle aynı ortamda bulunduğum sırada lafı getirdi, getirdi siyasete oradan başladı padişahları kötülemeye. Muhatap olmak istemedim ama pişman da oldum; "Yahu, kötülediğin padişahlar aldı da İstanbul gibi dünyanın gözünün olduğu bir şehirde yaşıyorsun" demediğime. Söylediklerimizle pişmanlıklar yaşandığı için bazen susmayı yeğliyorum. Ama değişen bir şey olmuyor yine pişman oluyorum. Kusura bakma yazını okuyunca içimi dökesim geldi. El cümle, "cahil ile etmeyeceksin sohbet :))

    YanıtlaSil
  3. Rabia Hanım ne demek ne kusuru.Hiç kitap açıp araştırmamış ordan burdan duyduğu kulaktan dolma bilgilerle cahilce yorumlar yapan insanimiz maalesef ki fazlaca.Hiç kimse mükemmel değil elbette ama karalama propagandalarina dahil olmayip kendi yorumlarimizla bildiklerimize konusursak ne. Guzel de olur :) Sevgilerimi yolluyorum güzel kalın ❤

    YanıtlaSil
  4. Fatih Sultan Mehmet,her konuda örnek alınması gereken bir zât-ı muhterem...Ruhu şâd olsun,Allah mekanını Cennet etsin...
    Teşekkürler paylaşımın için...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben tesekkur ederim ablam bu guzel yorumun icin ❤

      Sil