Kayıtlar

Şubat, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BLOG REHBERİ

Resim

Nettenyazar'da yazdım =)

Resim
Nettenyazar da ki yazımı okumak için lütfen tık tık ;)


SEVGİLİ GÜNLÜK2

Resim
Küçükken sevgili günlük diye başladığımız kendimizce o masum,o temiz dünyamızda ki yaşadıklarımızı,hissettiklerimizi yazdığımız defterlerden vardı benimde...Şimdi büyüdüm,kirlendi dünyam,masum değil artık düşüncelerim.Sanki büyüdükçe yitiriyorum bazı değerleri...Yaşananlar,insanlar,hayat telaşesi vesaire vesaire yoruluyorum git gide.Şimdi bir günlüğüm yok ama blogum var benim adı da boşuna Berika'nın Günlüğü değil hani ;) Gecenin bu saatinde beni yazmaya iten ne tam olarak çözemesemde günlüğüme bir şeyler karalama isteği hasıl oldu içerimde.Sanırım çocukluğumu hatırladım,günlük yazdığım o anlar geldi gözümün önüne.Nasıl yazardı orada; sevgili günlük bugün sabah kalktım elimi yüzümü yıkadım sonra kahvaltımı yaptım hazılanıp okula gittim diye devam ederdi.Düşünüyorumda şimdi sabah kalkınca hiç bir şey düşünmeden kahvaltımı yapıp günlük rutinlerimi yapabiliyor muyum diye ama nerdeee...Bu mümkün değil büyüdükçe insanın dertleri,tasaları,kaygıları,sorumlulukları da büyüyor.Uyanır uyanm…

MÜJDE...

Resim
Ufak bir serzenişti benimkisi sonrası boşveriş... Durdum ve düşündüm nereyeydi bu gidiş? Sahi benimkisi bir gidiş miydi?  Bir gidişten ziyade günden güne bir bitiş ve yitiriliş...  Şimdilerde lal oldu dilim etmiyor tek bir cümle   ''Secde suresi 17.ayet'' geliyor fikrime. Sabret,bekle diyorum kendi kendime... Sonra bir çay koyup gülümsüyorum, dalıyorum düşlere.. Düşümde bir adam koşuyor bana doğru . Ben geldim ben,işte o inandığın ve beklediğin müjdeyim diye fısıldıyor. Açıyorum gözlerimi bakıyorum semaya. Ne güzel bir ayetsin sen şükrolsun  kader-i mutlak'ı tecelli ettirene deyip  gömülüyorum sessizliğe...

Bekle...

Resim
Bilmediğim birine ağıt yakmaktı benimkisi.Hiç tanımadığım bir denizde kulaç atmaya çalışmak..Boğulmadan boğulmayı öğrenmek..Yalnızlığın girdabında takılı kaldım.Kurtulmam an meselesi biliyorum.Bir elin beni çekip kıyıya çıkarması an meselesi..Biliyorum ama bilmek de yetmiyor bazen.Yetmezlerin içinde kalıyorum bu sefer.Dua etmek tek tesellim şu sıralar.Olmazları olduran bir Rabbim var çünkü.Ona olan inancım olmasaydı bu çetrefil beni alır götürürdü biliyorum.Ne yapsam boş.Zamanın tek çare olduğunu söylüyorlar.Bekle geçecek diyorlar.Ben de bekliyorum.Ve Rabbim bağışlanmamı diliyorum.

Özgecan Aslan için!

Resim
Psikoloji Bölümü Öğrencisi Özgecan Aslan 12 Şubat 2015 tarihinde bindiği Mersin Tok firmasına ait minibüs’ün şoförü, şoförün oğlu ve arkadaşları tarafından tecavüze uğramış ve daha sonra canice yakılarak öldürülmüş ve dereye atılmıştır. Tecavüz, cinsel istismar da dahil olmak üzere kadına yönelik şiddetin güç geçtikçe arttığına, kadın cinayetlerinin önlenmesinde hiçbir şekilde yol alınamadığına ve durumun giderek kötüleştiğine üzülerek şahit oluyoruz. Bunun temel gerekçesinin kadınları hayatın her alanında ikincileştiren söylem ve zihniyetlerin politika olarak benimsenmesi ve bu söylemlerin bilinçli olarak ön plana çıkarılmasıyla doğrudan alakası olduğunu biliyoruz. Kadın-erkek eşitliğini sağlamak için bütüncül politikalar üretilmedikçe, failler caydırıcı bir şekilde cezalandırılmadıkça ve toplumda yükselen şiddet kültürüne karşı önlem alınmadıkça bu sorunun çözülemeyeceğine inanıyoruz. Bu kapsamda; 1) Özgecan Aslan'a tecavüz edip, yakıp genç yaşta hayatına son veren faillerin Tür…

MARTI YÜZLÜ...

Resim
Deniz kıyısında bir martıyla konuşurken görüyormuş dostlarım beni sürekli, 
Bir kaptanım çünkü, kağıt gemilerden emekli 

Gülemedim ki hiç hasta yatağının başında 
Haberi bu yüzden yoktur annemin sol yanağımdaki gamzeden 

Komidinin stündeki ilaçların sayıları arttıkça 
Kutularından yaptığım gökdelenin uzamasına seviniyorum 
Ve bilmezdim 
Annemin yaşantısındaki renkliliğin 
Yalnızca raflara dizili kavanozların içindeki reçeller olduğunu 

Bilerek mi yanına almadın giderken 
Başının yastıkta bıraktığı çukuru 
Güveniyordum oysa ben sevgimize 
Vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin doğruluğu kadar 

Beni senin gibi bir de annem terketmişti 
Ki göbeğimde durur onun yokluğundan bana kalan çukur 
Sıralanmış saksılar vardı limana bakan penceremizin önünde 
Ve çiçekler arkasında ekmek kırıntıları serpen martı yüzlü bir anne 

Terasta toplanan kadınlar limandaki beyaz geminin ışıkları yanınca 
Dedikodusunu yapmayı unuturlardı 
Tam o saatte sokaktan geçen yazlık sinemadaki biletçi kızın 
Annesinin dizlerinin d…