Ana içeriğe atla

Kayıtlar

KUŞLARA

Uzun bir aradan sonra kendi yazmış olduğum şiir ile merhaba herkese merhaba dünyaya merhaba hüzne merhaba sevince merhaba yaraya merhaba merheme....

Gecenin tam orta yerinde
Tüm aymazlığıyla uyuyorken gökyüzü,
Bir acıya tesadüf ediyorum...
Hissettirdikleri ne kadar tanıdık.
Aynı sancı, aynı kıvranış Aynı his, aynı gözyaşı...
Şu hayatta yaşanabilecek
onca acı varken,
Yine aynısına rastlamak,
Ne kadar acıtabilir bir insanı?
Milyon kere de yaşasan aynısını
Milyon kere acır canın
Ben acılar içinde boğulurken
Avuçlarımdan uçuyordu kuşlar.
Kuşlar ah kuşlar...
Haydi Çırpın kanatlarınızı
aydınlık semalara doğru.

Haziran/2018
En son yayınlar

Babalar ve Kızları

Baba, 4 harf binlerce duygu… Çocuk sahibi olmanın yetmediği kelime… Baba; ilk prensimiz, ilk güvenli limanımız, ilk kahramanımız… Küçükken başlayan “aman babam duymasın, ay babam kızar sözleri” büyüdükçe “ah babam bir sarılsa geçer, babam her şeyi çözer”e evrilir zamanla. Büyüdükçe daha da kıymetlenir babamızın yeri, onun gözündeki hep minik kalplerimizde. Bazı babalar hep yanında olur, bazı babalar hep gökyüzünden izler, bazı babalar hep telefon eder… Küçükken “benim babam en güçlü, benim babam en yakışıklı, benim babam en akıllı” diye yaptığımız kıyaslar, biz büyükdükçe “benim babam dünyadaki en iyi baba” fikrinde birleşir, kimseyle kıyas etmeye kıyamayız babamızı. Babalarımız nerede olurlarsa olsunlar, biz hep onların bize hissettirdiği güven hissiyatını ararız hayatımızda. Babanın hissettirdikleri hep bir farklıdır. Küçükken ufak ufak korkuyla başlayan hisler büyükçe sonsuz bir güvene dönüşür. Ne yaparsak yapalım, başarılarımızla da başarısızlıklarımızla da gurur duyarlar hep. Kı…

Arka Bahçe

Mahkeme salonlarından farksız gönlümün arka bahçeleri. Kaç acı, kaç hüzün yaşadım. Kaç yenilgi,bilmem kaç tane hayal kırıklığı... En dayanılmazi umudu yitirmekti. Çok aradım,çok bekledim... Bir ikindi vaktiydi, geldi zannettim. "Umutlar; ruhun çiçekli bahçeleriymiş" Öyle demişti annem. Ne kadar da doğru söylemiş Onulmaz yaralar var bahçelerimde. Çorak bir arazide nasıl çiçek açmaz öylesi işte... Can suyu lazım yarınlarıma Belki bir umut yeniden hayat bulur yahut çiçekler yeşerir arka bahçemde.

Oğuz Atay'a Dair

OĞUZ ATAY ((12 Ekim 1934 - 13 Aralık 1977)

Oğuz Atay, 12 Ekim 1934'te Kastamonu'nun İnebolu ilçesinde dünyaya geldi. Babası, ağır ceza yargıcı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) VI. ve VII. dönem Sinop, VIII. Dönem Kastamonu vekili Cemil Atay'dır. İlk ve ortaokulu Ankara'da okuyan Atay, 1951'de bugünkü adı Ankara Koleji olan Ankara Maarif Koleji'ni, 1957'de İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'nden mezun oldu.

Oğuz Atay'ın ölümünden 5 yıl önce yayımlanmış bir röportajını okumaya ne dersiniz?
1970 TRT Roman ödülünü kazanan ilk romanınız Tutunamayanlar'a karşı, eleştirmenlerimiz genellikle yaklaşmaktan kaçınır bir tavır takındılar. Romanınızı ödüllendiren TRT seçici kurul üyesi edebiyatçılarımız da bu suskunluğa katılır göründüler. Tavrı bütün olarak nasıl yorumluyorsunuz?

- Eleştirmenlerimizin, daha doğrusu uzun süredir yazmayanların dışında olanların kafasında belirlenmiş, sınırları çizilmiş bir roman tanımı var sanıyorum. Bu yüzden bir …

Ruhum Kafesinde,Kuşlar Gökyüzünde

Avare gibi ordan oraya dolanıyorum
Adeta çıkmaz bir sokakta ruhum
Gözlerimi açıp kapatıyorum
Ruhumu uçurum kenarında buluyorum

Tam derleyip toparladım derken içimi
Yerleştiriyorken bir bavula kendimi
Ayna da görüveriyorum benliğimi
Sonra yine kaybediyorum her şeyimi

Kalakalıyorum birden bire öylece
Havada yağmur, yağıyor ince ince
Selam söyleyin benliğime,gelince.
Oturuyorum içimde bir yerde sessizce.

Göğüs kafesimde binlerce kuş var
Elbet Kuşlar gökyüzüne yakışırlar
Can kafesinde nasıl dursun onlar?
Tanrı'nın düzenini bozar aykırı ruhlar.

Ey ruhum sen mi bendesin
ben mi sendeyim?
Hiçbir yere ait olamadığım tek bildiğim
Dilimde durmadan tekrarlayıp söylediğim,
Annemin yüreği kadar büyük bir AH!

Küçük Prens Yeniden Aramızda!

Küçük Prens zaten hep bizimleydi. O, içimizdeki çocuktu. 1943’te yayımlandığı ve Türkçe’ye çevrildiği günden beri Küçük Prens’in gezegeninde konakladık biz. Çiçeğine baktık, birlikte uzayı seyrettik, öğütlerini dinledik. Çocuk olalım olmayalım biz onu çok sevdik. Çünkü bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyasına baktı. Bize çocuk olmayı hatırlattı. Şimdi O; gri, turuncu ve mavi renklerdeki özel baskısıyla, yine Cemal Süreya ve Tomris Uyar çevirisiyle ve Can Çocuk Yayınları etiketiyle yeniden raflarda. Her çocuğun ve büyüğün okuması gereken, hayal gücü yüksek, mesajları boyundan büyük bir kitap “Küçük Prens”. Antoine de Saint-Exupery’nin şaheseri. Eğer şimdiye kadar Küçük Prens’in gezegenine hiç gitmediysen işte sana onun dünyasını tanıman için fırsat. Eğer daha önce o gezegene gittiysen sana da tekrar uğraman için bir fırsat. Ama yüreğinle bak! Kitabın tanıtım bülteninde de belirtildiği gibi:
“Hoşça git,” dedi tilki. “Vereceğim sır çok basit:
İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu g…

Dünyayı Değiştiren Kadınlara Yani Sana Mektup Var

“Duy beni yazılmış ve yazılacak olan bütün hikayelerin kadın kahramanları.
Bütün o yaşanmış ve yazılmış olan,
bütün o yaşanmamış ve yazılmamış olan
hikâyelerin kadın kahramanları” *
Öyle kadınlarla ilgili ağdalı laflar söyleyip, içselleştirilmemiş süslü kelimelerle kadını, kadın olmanın mikro ve makro kozmozdaki yerini bayağılaştırmak gibi bir niyetim yok… Birbirimizi zaten çok iyi tanıyoruz…

Biz kadınlar insanlık tarihinin en renkli bahçesiyiz.. Her zaman böyleydik!  Dünya Kadınlar Günü’nde sana bu mektubu yazarak dünyayı değiştiren kadınları tekrardan hatırlayalım istedim. Çünkü bir gerçek var ki kadın severse dünya değişir! Sevgisiyle dünyayı değiştiren kadınlar! O bir erkeğe dokundu, o erkek de bir milletin kaderine! Zübeyde Hanım 
150 kediyi Suriye’deki savaştan kaçırarak Avrupa’da sahiplendiren Rawaa Kilani‘yi listeye alırken gözlerimi nemli oluşunu bilmenizi istedim

Batı Afrika Tongo’da Barış Gücü hemşiresi olarak görev yaparken gördüğü Bebek taşıma pusetini  tüm dünya annelerine…